KURUMSAL

Hakkımızda

Üretime başladığımız 1984yılından bu yana enginar üretimin gelişimine öncülük eden ve uzun yıllardır sektörün lider üreticisi olan bizler, çalışanlarımız ile doğallığı, lezzeti her gün sofralara taşıyoruz. Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan bizler, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstlenmektedir. Gıda güvenliği konusunda tarım bakanlığı İYİ TARIM UYGULAMASI prensibini titizlikle uyguluyan firmamız müşterilerimize her gün kaliteli ENGİNARI en iyi şekilde sunmaktadır.

Değerlerimiz

İslam tıbbında önemli yer tutan hastanelerde eczanenin bulunduğu ve daha sonra Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de değişik sağlık kuruluşlarında bugünkü eczacıların karşılığı olarak kabul etmemiz gereken, drog sağlamak ve ilaç hazırlamak işleri ile görevli uzman kişilerin bulunduğu bilinmektedir.Çok eski yıllardan günümüze kadar belli hastalıklara karşı tedavi edici özellikleri bilinen bitkisel, hayvansal ve anorganik maddeler karışımı olan formüller kullanılmıştır. Bu formüller eski tıp kitaplarında sık rastlanılan ilaç terkipleridir. İşte bunları hazırlayanlar eczacılık mesleğinin öncüleri olan ilk eczacılardır. Batı'daki gibi Türkiye'de modem anlayışla açılmış eczanelerde de ilaç yapımında Fransız eczacıların kullandığı ilaç kitaplarından yararlanılıyordu.İlaçlar ile ilgili en eski bilgiler milattan 3000 yıl kadar önce yazıldığı saptanmış olan Sümer tabletlerinde bulunur. Daha sonraları, Mısır papirüslerinde, Çin, Hint, Arap ve Acem yazmalarında bu konuda geniş bilgiler yer alır.Diğer alanlarda olduğu gibi eczacılık sanatının da uygarlığın beşiği olan Yakındoğu'da -Mezopotamya, Anadolu ve Mısır- doğduğu kabul edilmektedir. Eski çağlarda ilaçlar genellikle bitkisel kökenli droglardan hazırladığı icin, bu dönemde eczacılık `Drogları tanıma ve bunlardan basit yöntemlerle, ilaç hazırlama düzeyinde idi.Orta Asya Türklerindeki hekimlik ve eczacılık hakkındaki bilgilerimiz Ord. Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat'ın 1930- 1932 yıllarında Berlin'de yaptığı yayınlara dayanmaktadır. R.R.Arat`ın yaptığı çevirilere göre Türk- Uygur döneminde Orta Asyada'ki eczacılık hakkındaki bilgilerimizi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.1- İlaç Şekilleri: Merhem, İnfüzyon, Dekoksiyon, Toz, Karışım, Usare, Macun, Hamur, Hap, Pastil, Süpposituvar.2- İlaç Hazırlama Teknikleri: Ateşe gömerek, kaynatma, kaynatarak köpük elde etme, gölgede kurutma, belli bir miktara kadar uçurma, sıcak külde pişirme, hafif ateşte ısıtma, yanmayı önlemek için sürekli karıştırma, maddeyi yakarak kül elde etmek.3- Aletler: Elek, havan, kaynatma kabı, ateş kabı, ağırlık ölçüleri, bakır kap, kaynatma kabı, süzme kabı, kıyma tahtası, değirmen, kaşık, kevgir, süzgeç, çanak, tava, keten torba.4- Ölçüler: Türk- Uygurlar kendilerine has ağırlık ve hacim ölçülerini kullanıyorlardı. İlaçların alınacak miktarları içinde, kaşık, bıçak ucu, mercimek kadar, büyük bir kap kadar, gibi terimler kullanmışlardır.
5- Droglar: Bunlar bitkisel (60 kadar) hayvansal (70 kadar) ve anorganik (10 kadar) kökenli olmak üzere 3 grup altında toplanmaktadır. Burada dikkati çeken husus hayvansal kökenli drogların bitkisel kökenli olanlarından sayıca fazla olmasıdır. Halbuki aynı dönemde Avrupa ve Doğu ülkelerinde, bitkisel drogların miktarı hayvansal drogların miktarından çok daha fazladır.
Selçuklular döneminden eczacılık ve kullanılan ilaçlar hakkında bize bilgi veren en önemli eserler El- Biruni ile İbn El-Baytar'ın kitaplarıdır. Biruni'nin kitabının önemi devrinde kullanılan ilaçlar hakkında verdiği bilgiler yanında mesleğin etraflı ve gerçek, bir tarifini de vermesidir. İslam dünyasında, haklı olarak Eczacılığın Babası unvanını almış olan Biruni (973- 1051) zamanımızdan yaklaşık bin yıl önce eczacıyı aşağıdaki şekilde tarif etmiştir.
‘Saydelani veya saydenani (eczacı) diye; basit ilaçların (drogların) hangi nev'inin iyi olduğunu ve bunlardan hangisinin üstün tutulması ve seçilmesi gerektiğini öğrenmeyi ve tıp ilminin tanınmış kişileri tarafından ortaya konulup herkesçe kabul edilmiş bulunan terkipleri, en geçerli metod ve teknikleri kullanarak, en iyi şekilde hazırlamayı kendine san'at edinmiş kişiye derler.
Cumhuriyet döneminde ise eczaneler, reçete kabul ve ilaç yapım bölümü (laboratuvar) olmak üzere iki kısımdan ibarettir. İki bölüm arasında bulunan küçük bir pencere laboratuvar ile giriş kısmı arasındaki ilişkiyi sağlamaktadır. Reçeteler bu küçük pencereden laboratuvara verilir ve yapılmış ilaçlar da yine bu pencereden alınırdı. Droglar özel tahta kutularda veya çekmeceli dolaplarda saklanıyordu. Çekmeceler veya kutuların üzerinde drogların isimleri Latince veya Fransızca olarak yazılırdı. Merhemler veya hulasalar özel porselen kaplarda saklanırdı. Bunlar genellikle Fransada yapılmış, silindir biçiminde, üzeri yaldız yazılı ve kapaklı porselen kavanozlardır. Sıvı ilaçlar ve yağlar değişik şekilli cam şişelere konuluyordu. Bunların üzerlerine konulan etiketler genellikle Fransızca yazılmıştır. Dahili preparatlar beyaz hariciler ise kırmızı ile etiketlenirdi.
Her eczanede gram, miligram ve santigrama hassa olmak üzere 3 adet terazi bulunurdu. Kullanılacak maddenin hassasiyetine göre bu terazilerden birinde ölçüm yapılırdı.
İlaçlar hazırlandıktan sonra, şekline göre, kutu veya şişeye konulur, ağzı veya kapağı, mühür mumu veya eczanenin özel mühürü ile, mühür bozulmadan açılmayacak şekilde, mühürlenirdi. Bu usul 1940 yıllarına kadar sürdürülmüştür
Osmanlı İmparatorluğu döneminde resmi bir kodeks (pharmacopoea) hazırlanmamıştır. Fransız kodeksi (Codex Francais) resmi kodeks olarak kabul ediliyordu. Cemiyet-i Tbbiye-i Mülkiye ‘nin kararlarına göre eczacılar bütün preperatları Fransız kodeksine uygun hazırlamak zorunda idiler. Ayrıca F. Dorvault ‘nun kitabı (L'officine, Reportoire General de Pharmacie Pratique) ndan da yararlanılıyordu. Bu dönemde kodeks niteliği taşıyan iki kitap yayınlanmıştır.
1- Pharmacopoea Castrensis Ottomana (Pharmacopee Militaire Ottomane): Dr. C.A. Bernard tarafından 1844 yılında İstanbul' da basılmıştır. 161 sayfa olup metin kısmı Latince ve Fransızcadır. Ayrıca drogların Türkçe isimleri (Latin harfleri ile) verilmiştir.
2- Dustur- ül- Edviye: Mekteb-i Mülkiye Fenni ispençiyari muallimi Dr. Binbaşı Hüseyin Bey tarafından yazılmış, 1866 tarihli , Codex , Pharmacopee Francaise (Fransız Kodeksi) nin Türkçeye çevirisidir
Günümüzde Majistral ilaçlar eski çağlardaki parlak dönemlerini yaşamasalar da hala bazi hekimler tarafindan reçete edilmektedirler. Dermatoloji uzmanlarının yanısıra diğer uzmanlarımız da nadiren de olsa majistral reçeteler yazmaktadır.